Herkese merhaba!
Benim maceram bir gün yurtta arkadaşların kendi aralarında Work and Travel programına katılma planlarını duymamla başladı. İlk başlarda çoğu üniversite öğrencisinin yaptığı gibi kendi kendimize gitsek şöyle olur böyle olur diye hayaller kuruyorduk. Bir gün hepimizin boş olduğu bir zamanda “Gidip en azından bir soralım sormaktan bir zarar gelmez.” diyip gaza gelerek çıktık yola. Bir kaç yer gezdik, sadece fikir edinmek içindi aslında ama günün sonunda ben kafaya koymuştum ve bir şekilde gidecektim. Yurda döndüğümüzde oturup internetten iyice araştırdım çünkü çok fazla şirket var bu işi yapan ve tabii ki onlarla muhabbet ederken bizleri ikna etmek amacıyla kendilerinin çok iyi olduklarını söylüyorlardı. Bu yüzden en doğrusunun gidenlerin yorumlarını okumanın veya gidenlerle konuşmanın olacağını düşündüm. Bu şekilde CIEE’nin en iyi sponsor olduğunu gördüm ve bu sponsorla çalışan şirketlere gittim tekrar. En sonunda şu anda İzmir şubesinde olan Tuğçe Hanım’ın verdiği güvenle Armada Grandee ile gitmeye karar verdim. Bu arada arkadaşlarım bazı nedenlerden dolayı gitmekten vazgeçti ama ben tek başıma da olsa gitmeye karar verdim. Aslında bu karar benim için çok zordu; çünkü 1. Sınıf Pilotaj öğrencisiydim ve bölümümden dolayı bundan sonra yaz tatilim olmayacaktı. Yani ya ailemle son bir yaz tatili geçirecektim ya da bir daha asla katılma şansım olmayan Work and Travel programına katılacaktım. Sonunda kararımı verdim ve işlemler başladı. Evraklardı, işverenle mülakattı, vizeydi derken sorunsuz bir şekilde atlatıp Amerika’ya yolculuk faslına gelmiştim ve hayatımın belki de en güzel deneyimlerinden birini yaşadığım birkaç ayın başındaydım. Oraya gitmeden önce Armada Grandee’nin yaptığı bilgilendirmeler, oryantasyonlar ve gönderilen mailler sayesinde çoğu şey kolaylaştı oraya giderken ve orada yaşarken.
Öyle böyle derken cankurtaran olarak çalışacağım Morey’s Piers’a gittim evraklarımı verdim ve o sırada 3 Polonyalı beraber kalacak 1 kişi arıyorlardı beni görünce bana teklif ettiler. Bende çok yorgundum, o kadar yoldan sonra ve tabi ki kabul ettim. Alışık olmadığınız için başlarda anlamak biraz zor olabiliyor ama birkaç haftaya gayet alışıyorsunuz ve Türkiye’deki gibi rutininiz oluyor orada da. Bence Work and Travel programının en güzel kısımlarından biri de bu, çünkü orada tam anlamıyla “yaşıyorsunuz”. Bu sayede hem İngilizce olarak hem de farklı kültürler tanımak açısından çok farklı bir deneyim. Ayrıca oraya gittiğiniz zaman emin olun etrafınızda sizin yaşlarınızda başka ülkeden bir sürü insan olacak ve geri döndüğünüzde bir Polonyalı veya bir İspanyol size “Merhaba” dediği zaman “Cześć” veya “Hola” diye cevap vermeyi özleyeceksiniz. Biz bütün yabancılar olarak bir süre sonra artık çok sıkılmıştık ve herkes ülkesine geri dönmek istiyordu ve gün sayıyordu; ama senenin sonunda yapılan bir partide o seneki fotoğraflarımızı, videolarımızı görünce ve ülkesine geri dönmesi gerekenler işten ayrılmaya başlayınca aslında buna ne kadar alıştığımızı ve önemli olanın Amerika değil de oradaki güzel arkadaşlığın olduğunu anlamaya başlamıştık.
Ayrıca orada çalışarak geçireceğiniz zaman sadece 3 ay, ondan sonra gezmek için elinizde gerçekten mükemmel bir fırsat olacak orada çok güzel şeyler yaşayacağınıza eminim. Benim fikrim arkadaşlarınızla gitmenizin daha iyi olacağı yönünde ama beraber gidecek kimseniz yoksa bile kesinlikle korkmanıza gerek yok çünkü orada birçok farklı ülkeden birçok arkadaşınız sizi bekliyor ;) Anlatacak çok fazla şey var ama ben sadece hissettiklerimi yazmak istedim. Sormak istediğiniz herhangi bir şey varsa hiç çekinmeden sorabilirsiniz seve seve cevaplarım.
Eren Can Özmen
Türk Hava Kurumu Üniversitesi

